Ortak miras kalan bir arsa üzerine kendi birikimlerinizle, dişiyle tırnağıyla kazandığınız parayla bir ev inşa ettiğinizi düşünün. Yıllar sonra mirasçılar arasında anlaşmazlık çıktığında ya da taşınmazın satışı gündeme geldiğinde, cebinizden çıkan parayla yaptığınız o evin bedeli diğer paydaşlar arasında eşit şekilde mi bölünecek? Türk Hukuku’na göre bu sorunun cevabı net bir şekilde: Hayır, bölünmek zorunda değil.
Hukuk sistemimizde bir arazi üzerindeki yapılar ve dikilen ağaçlar genel kural olarak arsanın mülkiyetine bağlı sayılsa da, bu durum emek veren ve masraf yapan tarafın haksızlığa uğramasına yol açmaz. Paylı veya elbirliği mülkiyetindeki bir taşınmaz üzerinde ortaklardan birinin kendi imkânlarıyla meydana getirdiği bina, tesis veya diktiği ağaçlar hukuken “muhdesat” olarak adlandırılır. Miras kalan arsa ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davası yoluyla satışa çıkarıldığında, yapıyı inşa eden kişi hak kaybına uğramamak için “Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davası” açabilir.
Bu dava sürecinde yapım masraflarını, malzeme faturalarını, banka dekontlarını, usta ödemelerini veya Yapı Kayıt Belgesi gibi resmi evrakları mahkemeye sunarak evin tamamen sizin tarafınızdan yaptırıldığını ispatlamanız gerekir. İspat yükümlülüğü yerine getirildiğinde ve mahkeme kararıyla evin size ait olduğu tespit edildiğinde, arsa satıldığında elde edilen gelirin hesaplanması değişir. Bilirkişi marifetiyle taşınmazın toplam değeri ile üzerindeki evin arsa değerine kattığı artış oranı belirlenir. Satış bedelinden evin yarattığı değer artışı doğrudan binayı yapturan mirasçıya ödenir; geriye kalan yalın arsa bedeli ise tüm mirasçılar arasında hisseleri oranında paylaştırılır. Böylece hem kendi birikiminiz korunmuş olur hem de diğer paydaşların haksız yere sizin masrafınızdan pay alması engellenir.