Hukuk sistemimizde iş kazası denilince akla genellikle ani gelişen, dış bir etkenle meydana gelen (düşme, kesilme, uzuv kaybı vb.) olaylar gelir. Oysa işçinin sağlığının, işin yürütüm şartları nedeniyle zaman içinde yavaş yavaş bozulması da aynı derecede hukuki koruma altındadır. Özellikle ağır sanayi, lojistik ve hatta masa başı ofis çalışanlarında sıkça görülen bel ve boyun fıtıkları, belirli şartlar altında “Meslek Hastalığı” veya “İş Kazası” statüsünde değerlendirilmektedir.
- Yargıtay’ın “İlliyet Bağı” Yaklaşımı
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi ve güncel Hukuk Genel Kurulu kararları, bir rahatsızlığın işten kaynaklı sayılabilmesi için “uygun illiyet bağı”nı şart koşar. Eğer işçi;
- Gün boyu kendi gücünü aşan yükler kaldırıyorsa,
- Ergonomik olmayan koşullarda sürekli aynı hareketi tekrar ediyorsa,
- İşe giriş raporunda bu rahatsızlığı bulunmuyorsa,
ortaya çıkan fıtık tablosu artık bir “yaşlılık hastalığı” değil, işverenin işçiyi gözetme borcuna aykırılığının bir sonucudur.
- Kusur Sorumluluğu ve Kaçınılmazlık
İşverenler genellikle “Her önlemi aldık, fıtık işçinin bünyesinden kaynaklı” savunmasına sığınırlar. Ancak Yargıtay 21. HD’nin 2016/11252 K. sayılı ilamında da vurgulandığı üzere; işverenin sadece eğitim vermesi yetmez. İşçinin bu yükü kaldırmasını engelleyecek mekanik sistemleri kurmaması veya işçiyi bu tempoda çalışmaya zorlaması, işvereni %100’e varan oranlarda kusurlu kılabilir.
Kritik Bilgi: İşçinin genetik yatkınlığı olsa bile, iş yeri koşulları bu hastalığı tetiklemiş veya hızlandırmışsa, “kötüleşmede işin etkisi” oranında tazminata hükmedilir.
- Tazminat Kalemleri: Neler Talep Edilebilir?
Bir rahatsızlık meslek hastalığı olarak tescil edildiğinde işçi şu haklara sahip olur:
- Maddi Tazminat: İş göremezlik oranı (maluliyet) üzerinden hesaplanan efor kaybı tazminatı.
- Manevi Tazminat: İşçinin ve bazen yakınlarının duyduğu elem ve ıstırap karşılığı ödenen tutar.
- SGK Hakları: Maluliyet oranına göre bağlanan “Sürekli İş Göremezlik Geliri”
- İspat Yükü ve İzlenmesi Gereken Yol
Bu davalarda en önemli delil, Adli Tıp Kurumu veya tam teşekküllü devlet hastanelerinden alınacak olan “Sağlık Kurulu Raporu”dur. Avukatın buradaki görevi, iş yerindeki çalışma koşullarını (tanık, kamera kaydı, iş tanımları) mahkemeye doğru yansıtarak bilirkişinin “hastalık ile iş arasındaki bağı” kurmasını sağlamaktır.
Meslek hastalığı davaları, işçi için bir lütuf değil, anayasal bir haktır. “İşimden dolayı sağlığımdan oldum” diyen her işçinin, dosyasını uzman bir hukukçu ile inceletmesi, gelecekteki olası hak kayıplarının önüne geçecektir.